Tekila ve Cin Karıştırılır mı?
Bazı anlar vardır, hayatın ne kadar karmaşık olduğunu bir kez daha hatırlatır insana. Bu yazı da işte o anlardan birinde başlayacak. Kayseri’nin huzurlu sokaklarından birinde, 25 yaşında, biraz dağınık, bazen çok duygusal bir genç olarak, bir akşam arkadaşlarımla eğlenirken bir anda, tekila ve cinin karıştığı bir olayın ortasında buldum kendimi. O gece, hayatımın en karışık ve kafa karıştırıcı anlarından biriydi.
Bir İhtimal, Bir Şans
Her şey o akşamın başlarında başlamıştı. Bir arkadaşım, “Haydi, tekila içelim!” demişti. Hava soğuk, ama ben içimden bu geceyi biraz farklı kılmak istediğimi hissetmiştim. Üzerimdeki o garip boşluk hissi, insanın sıkılmasından değil de bir şeyler eksikmiş gibi hissetmesinden geliyordu. Belki de kendimi o kadar alışılmış bir rutinde bulmuştum ki, biraz kaçış istedim. Biraz rahatlamalıydım.
Birkaç tekila yudumladık. Başta her şey yolunda gibi görünüyordu. Birkaç riski göze almak, ne de olsa hayatı biraz renkli yapmak gerekiyordu, değil mi? Ama sonra, o cin… O kadar saf ve sakin görünüyordu ki. Belki de bir çeşit “daha zararsız” bir içki gibi görünüyordu. Sadece bir kadeh, bir tek… Belki çok basit bir şeydi, ama o an gözlerimi birleştirecek kadar büyük bir fark yaratacağını fark etmemiştim.
Tekila ve cin, bir araya gelir mi? Karıştı mı? Bir süre sonra anlamadım, ikisinin de etkisi bir arada her şeyin kontrolden çıkmasına neden olmuştu.
Anlık Heyecan, Kalıcı Hayal Kırıklığı
Bir yudum cin, sonra bir yudum tekila… Kısa bir süre sonra, kalbimde bir hızlanma hissettim. Sanki dünya dönmüyordu ama ben dönüyordum. Her şey hızlanmıştı, her şeyin anlamı kaybolmuştu. Başka bir boyuta geçtim gibi hissettim. Birden neşelendim, konuşmalarımı daha hızlı yapmaya başladım, gülmekten gözlerim yaşardı. Ama bir yandan da bir rahatsızlık vardı. İçimi bir boşluk kapladı. Ne kadar eğlenmeye çalışsam da, bu keyif de bir türlü derinleşmiyordu. Hayatımda çok kez bu kadar kaybolmuştum, ama o geceki kaybolmuşluk, kendimi hiç bu kadar boş hissettirmemişti.
Kafamda tekila ve cinin birbirine karıştığı o anlar, o kadar yoğunlaşmıştı ki. Hislerimin altına gömülmüş düşünceler, bir kenarda eski anılarla dans etmeye başladı. Hayatımda her şeyi karıştırdım, ama bu kadarını yapmamıştım. Karşımdaki arkadaşım ne kadar enerjikti, o kadar ben de kaybolmuştum. Her şey bir anda hem çok uzak hem de çok yakın geliyordu.
O gece, tekila ve cinin birleşimiyle yaratılan o heyecan, bir süre sonra hayal kırıklığına dönüştü. Çünkü zamanla fark ettim ki, ikisinin karışımı sadece mideyi değil, aynı zamanda duygularımı da karıştırıyordu. Artık ne hissettiğimi bilmiyordum. Eğlenceli başlayan bir gece, bana her şeyin geçici olduğunu bir kez daha hatırlattı. O an, yalnızca kaybolmuş hissetmedim, aynı zamanda kendi içinde kaybolan bir insan gibi, her şeyin anlamını sorgulamaya başladım.
O Geceye Dair Bir Şeyler
Şimdi, geriye bakınca, o geceyi bir şekilde anlamlandırmaya çalışıyorum. O karışık ruh halim, bir yandan bana ne kadar yüzeysel olduğumuzu, hayatta bazen sadece “iyi” hissetmek için yapmaya çalıştığımız şeylerin aslında içi boş kalabildiğini gösteriyor. Tekila ve cinin karışımı, bana aslında başka bir şey anlatıyordu. Duygularımın, davranışlarımın ne kadar birbirine karıştığını, bazen çok hızlı bir şekilde her şeyin ne kadar sığlaştığını.
O gece, başta bir keşif gibi göründü; ama sonunda sadece bir uyanışa dönüştü. Bazen hayat, ne kadar eğlenceli ya da heyecan verici olursa olsun, içimizdeki boşluğu doldurmak yerine daha da derinleştiriyor. Her şeyin tadını çıkararak yaşamak istesek de, bazen en güzel anlar bile ardında bir boşluk bırakabiliyor.
Bundan sonra tekila ve cin karıştırılır mı diye soracak olursanız, cevabım basit: Belki karıştırılabilir, ama o karışım bazen insanı kendi içinde kaybetmeye de sürükleyebilir. Her anın değerini bilmek, bazen biraz da geri durmak ve karışıklıkların içinde kaybolmamak gerekiyor. Yani, tekila ve cin karışabilir, ama duygularınızı kontrol edemediğinizde, her şeyin sonunda bir hayal kırıklığına dönüşebileceğini unutmamalısınız.