Merhabalar! Egitimhabercisi olarak “60 puanla güvenlik olunur mu” konusunda aklınızdaki soruları yanıtlamak için buradayız.
Kayseri’de Bir Sabah ve İçimde Biriken Soru
Kayseri’de sabahlar hep biraz sert başlar. Soğuk, insanın yüzüne tokat gibi çarpan bir hava vardır burada; sanki şehir daha uyanmadan hayatın ciddiyetini hatırlatır. O sabah da öyleydi. Penceremin camında ince bir buğu, içimde ise adını koyamadığım bir sıkışmışlık vardı.
25 yaşındayım. Günlük tutmayı hiç bırakmadım. Küçükken defterlerime hayaller yazardım, şimdi aynı defterlere daha çok kaygılar sızıyor. O gün elimde telefon, ekranda tek bir cümle dönüp duruyordu zihnimde:
“60 puanla güvenlik olunur mu?”
Bunu ararken aslında internetten cevap değil, içimdeki belirsizliğe bir çıkış yolu arıyordum. Çünkü hayatımın o döneminde her şey yarım yamalaktı: yarım kalmış işler, yarım kalmış umutlar, yarım kalmış ben.
60 puanla güvenlik olunur mu?
Bu soru benim için sadece bir meslek meselesi değildi. Bir tür kurtuluş kapısıydı. Çünkü başka hiçbir yerde tutunamadığımı hissediyordum. Üniversite denemeleri, farklı iş başvuruları, kısa süreli işler… Hepsi bir noktada elimden kayıp gitmişti.
Güvenlik görevlisi olma fikri ilk başta basit görünmüştü. “En azından düzenli bir iş” demiştim kendi kendime. Ama sonra öğrendim ki işin içinde belgeler, eğitimler ve sınavlar vardı. Ve en çok da şu cümle çarpıyordu yüzüme: başarı barajı.
60 puan.
Kulağa küçük bir sayı gibi geliyor ama o sayı, benim için bir kapının anahtarıydı.
O sabah çayımı içerken annem mutfağa girdi. Gözlerimdeki dalgınlığı hemen fark etti.
“Yine mi düşündün?” dedi.
Cevap vermedim. Çünkü cevabım yoktu. Sadece başımı salladım.
İçimdeki hayal kırıklığı büyüktü. Sanki herkes yolunu bulmuştu da ben bir kavşakta sürekli dönüp duruyordum.
Hayal Kırıklığının Sessiz Yüzü
Kayseri’nin sokaklarında yürürken insanların hızlı adımları bana hep bir şey anlatır: herkes bir yere yetişiyor, herkes bir şeyin peşinde. Ben ise sadece yürüyordum.
O gün iş aramak için şehir merkezine indim. Elimde birkaç çıktı, birkaç CV ve cebimde yarım kalan bir özgüven vardı. Güvenlik firmalarından birine başvurmak için randevu almıştım.
Yolda yürürken aklımdan sürekli aynı düşünce geçiyordu:
“Ya 60 puan bile alamazsam?”
Bu düşünce insanı dışarıdan görünmez yapıyor. Kalabalığın içinde yürürken bile sanki kimse beni görmüyor gibiydi.
Bir kafeye oturdum. Defterimi açtım. Yazmaya başladım:
“Bugün yine kendime soruyorum. 60 puanla güvenlik olunur mu? Belki de asıl soru bu değil. Belki de asıl soru, ben neden bu kadar yoruldum?”
Kalem durdu. Çünkü cevap yoktu.
Başvuru Günü ve İçimdeki Titreme
Güvenlik firmasının ofisi küçük bir binadaydı. Kapısından girerken bile içimde garip bir heyecan vardı. Sanki hayatımda ilk kez ciddi bir şey yapıyordum.
İçeride birkaç kişi daha vardı. Kimisi benim gibi gençti, kimisi daha yaşlı. Herkesin yüzünde aynı ifade: bekleme ve belirsizlik.
Sıra bana geldiğinde ellerim terliyordu.
Masadaki görevli dosyama baktı. Evraklarımı kontrol etti.
“Eğitim alman gerekiyor,” dedi.
İşte o an içimde bir umut kıpırdadı ama hemen ardından bir endişe geldi.
“60 puanlık bir sınav var,” diye devam etti. “Onu geçersen sertifika alırsın.”
İçimden bir şey düştü.
60 puan.
Yine o sayı.
Sanki hayatımın her köşesine gizlenmişti.
Teşekkür edip çıktım. Kapıdan dışarı adımımı attığımda Kayseri’nin soğuğu yüzüme vurdu ama bu kez soğuk dışarıdan değil, içimden geliyordu.
Geri Dönüş ve Sessiz Çatışma
Eve döndüğümde uzun süre kimseyle konuşmadım. Odamda oturdum. Duvarlara baktım. Sanki duvarlar bile benden daha net bir yol biliyordu.
Babam akşam üzeri kapıyı çaldı.
“Ne oldu?” dedi.
Uzun bir sessizlik oldu. Sonra sadece şunu söyledim:
“60 puan istiyorlar.”
Babam derin bir nefes aldı. O nefeste hem yorgunluk vardı hem de kabul ediş.
“Çalışırsın,” dedi. “Herkes çalışıyor.”
Ama mesele çalışmak değildi. Mesele içimdeki o kırılgan inancı yeniden ayağa kaldırmaktı.
O gece uyuyamadım. Defterimi açtım. Saatlerce yazdım:
“Belki de 60 puan sadece bir sayı değil. Belki de kendime inanıp inanmadığımın testi.”
Gözlerim doldu. Bunu kendime itiraf etmek bile zor gelmişti.
Umutla Korku Arasında
Ertesi gün bir eğitim merkezine gittim. Güvenlik kursu için kayıt açılmıştı. Sınıfa girdiğimde duvarlarda kurallar, prosedürler, disiplin yazıyordu.
İnsanlar farklıydı ama hisler aynıydı: herkes bir şans arıyordu.
Eğitmen içeri girdi ve konuşmaya başladı:
“Bu sınavı geçmek için en az 60 puan almanız gerekiyor.”
Yine aynı cümle.
Ama bu kez içimde farklı bir şey oldu. Kaçmak istemedim. Tam tersine, oturup dinlemeye başladım.
Çünkü ilk kez o sayıyı bir engel değil, bir hedef gibi görmeye çalıştım.
Gece Çalışmaları ve İçsel Mücadele
Günler böyle geçti. Sabah eğitim, akşam tekrar, gece defter.
Kayseri’nin sokakları geceleri sessizleşir. O sessizlikte insan kendi sesini daha net duyar. Ben de öyle yaptım.
Kendime sürekli aynı şeyi söyledim:
“60 puan ulaşılmaz değil.”
Ama içimdeki başka bir ses de konuşuyordu:
“Ya yapamazsan?”
Bu iki ses arasında gidip geldim.
Bir gece, yorgunluktan masaya başımı koydum. O an ilk defa gerçekten korktuğumu hissettim. Başarısız olmaktan değil, hiç başlayamamak korkusuydu bu.
Sınav Günü
Sınav sabahı çok erken kalktım. Ellerim titriyordu ama bu kez kaçmadım.
Sınav salonuna girdiğimde herkes sessizdi. Sandalyeler gıcırdıyordu. Saat ilerledikçe içimdeki kalp atışı yükseliyordu.
Sorular başladı.
Bazılarını biliyordum, bazılarını tahmin ettim. Bazıları ise sadece boşluk gibi duruyordu önümde.
Zaman bittiğinde kalemimi bıraktım. O an hiçbir şey hissetmedim. Sadece boşluk.
Sonuç ve Değişen Bir İç Dünya
Sonuçlar açıklandığında ekrana uzun süre baktım.
60.
Tam 60.
Ne fazla, ne eksik.
O an ne sevindim ne ağladım. Sadece derin bir nefes aldım. Çünkü hayatımda ilk kez bir eşik, beni tamamen dışarıda bırakmamıştı.
Ama asıl değişim o anda olmadı. Asıl değişim, o 60’ı gördükten sonra kendime bakışımda oldu.
Ben aslında sadece bir sınavı geçmemiştim. Kendime “yapabilirsin” demeyi öğrenmiştim.
Yeni Bir Başlangıcın Sessizliği
Şimdi hâlâ Kayseri’deyim. Aynı sokaklarda yürüyorum. Aynı soğuk sabahlarda uyanıyorum.
Ama içimde bir şey değişti. Artık 60 puan bana bir engel gibi görünmüyor. Daha çok bir başlangıç gibi geliyor.
Bazen defterime yazıyorum:
“60 puanla güvenlik olunur mu? Evet, olunur. Ama daha önemlisi, insan kendini yeniden kurabilir mi? Asıl soru bu.”
Ve artık cevabı biliyorum.
Kendimi yeniden kurmayı öğreniyorum.
“60 puanla güvenlik olunur mu” konusunu beğendiyseniz Egitimhabercisi sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.